Diyarbakır, Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen DEM Parti İl Kongresi'ne ev sahipliği yaptı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen kongrede, partinin bölge ve Türkiye genelindeki siyasi yol haritası masaya yatırıldı. Etkinliğe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, milletvekilleri, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda partili katılım gösterdi. Kongrede kürsüye çıkan Bakırhan, Türkiye'nin mevcut siyasi ve ekonomik iklimine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Gelecek kaygısı ve toplumsal beklentiler
Bakırhan, konuşmasında toplumun farklı kesimlerinin ortak bir gelecek kaygısı taşıdığına dikkat çekti. Kürtlerden Alevilere, gençlerden üniversite öğrencilerine kadar geniş bir yelpazede insanların yarınlarına dair ciddi endişeler yaşadığını ifade eden Bakırhan, Türkiye'nin haysiyet ve ekmek meselesini çözmesi durumunda bölgenin en demokratik ve ekonomik açıdan gelişmiş ülkelerinden biri haline gelebileceğini savundu. Bakırhan, "İnsanlar yarın nerede, başlarına ne geleceği konusunda ciddi kuşkular yaşıyor. Biz Türkiye toplumunun tamamının gündeminde olan bu meselelerin çözüme kavuşması için hep birlikte mücadele etmeye çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Sürecin mimarı ve atılması gereken adımlar
Konuşmasının önemli bir bölümünü devam eden siyasi sürece ayıran Bakırhan, karşılıklı adımların atılmasının önemine vurgu yaptı. Abdullah Öcalan'ın DEM Parti heyetiyle yaptığı görüşmelere atıfta bulunan Bakırhan, "Öcalan, 'Artık fazla gecikmeden karşılıklı adımlar atılmalı ve kurullar çalışmaya başlamalıdır' dedi. Biz de Ankara'ya diyoruz ki artık neyi bekliyorsunuz? En başta da bu sürecin mimarı olduğunu söylediğimiz Öcalan'ın yaşam koşullarını düzenleyin diyoruz" şeklinde konuştu. Bakırhan, sürecin şeffaf bir şekilde ilerlemesi için sivil toplum örgütlerinin ve basının sürece dahil edilmesinin doğru bir adım olacağını belirtti.
Barışın tanımı ve demokratikleşme hedefi
Bakırhan, barışın sadece silahların susması değil, aynı zamanda kapsamlı bir demokratikleşme süreci olduğunu ifade etti. "Barış hiçbir eve cenaze gitmemesi demektir. Çocuklarımızın yaşamlarını yitirmemesi demektir. Barış, bir gencin yarınlarını planlamasıdır. Barış, insanların inancını özgürce yaşamasıdır" diyen Bakırhan, zindanlarda yaşanan ölümlerin son bulması ve dağdaki insanların toplumsal hayata dönmelerinin önünün açılması gerektiğini savundu. Bakırhan, sürecin barışa ve demokrasiye dönüşmesi için tüm tarafların yoğun bir çaba içerisinde olması gerektiğini belirterek, ekim ayının tarihi bir başlangıca vesile olması temennisinde bulundu.