Türkiye'de çocukların yaşam ve korunma haklarına ilişkin çarpıcı bir tablo, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nin raporuyla gözler önüne serildi. Ekim 2026'da yayımlanan "2026 Yılı İlk 6 Ayına İlişkin Kamuoyuna Yansıyan Çocuk Hakları İhlalleri Raporu"na göre, 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında kamuoyuna yansıyan veriler doğrultusunda 344 çocuk yaşamını yitirdi. Raporda, çocukların yaşam ve korunma haklarının güvence altına alınması için önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
326 ÇOCUK ÖNLENEBİLİR NEDENLERLE HAYATINI KAYBETTİ
Raporda, ilk 6 ayda 326 çocuğun önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdiği, 18 çocuk ölümünün ise şüpheli olarak kayıtlara geçtiği aktarıldı. Ağır yaralanma, şiddet ve cinsel istismar mağduriyetleri de eklendiğinde, toplam 568 çocuk hak ihlali vakasının rapora yansıdığı kaydedildi. Bu veriler, çocuk hakları ihlallerinin yalnızca münferit olaylar olmadığını, yapısal sorunlara işaret ettiğini ortaya koyuyor.
EN FAZLA ÖLÜM TRAFİK KAZALARINDA
Rapordaki konsolide verilere göre, yaşamını yitiren 344 çocuğun 83'ü trafik kazalarında, 49'u gölet, nehir, deniz ve sulama kanalları gibi açık alanlarda boğulma vakalarında, 35'i ise iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İntihar vakalarında 29, şiddet ve cinayetlerde 28, sağlık hizmeti alırken yaşanan olaylarda 24, eğitim hizmeti sırasında meydana gelen olaylarda ise 21 çocuk yaşamını yitirdi. Raporda, hayatını kaybeden çocukların 242'sinin erkek, 93'ünün kız olduğu, 9 çocuğun cinsiyetinin ise doğrulanamadığı belirtildi. Ayrıca ilk 6 ayda 38 mülteci ve göçmen çocuğun yaşamını yitirdiği kaydedildi.
DİYARBAKIR'DA 15 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ
Raporda yer alan il bazlı sıralamada Diyarbakır, kamuoyuna yansıyan çocuk hakları ihlalleri bakımından 15 çocukla öne çıkan iller arasında yer aldı. Kentteki vakalar arasında okul temizliği sırasında yıldırım düşmesi, sınav sonrası yaşanan psikososyal kriz ve şüpheli silah ölümleri de sıralandı. Raporda, çocukların yaşamını yitirmesi veya yaralanmasıyla sonuçlanan olayların trafik kazaları, kontrolsüz su alanları, çocuk işçiliği, akran şiddeti, bireysel silahlanma ve sağlık hizmetlerine ilişkin sorunlar gibi farklı alanlarda yoğunlaştığı belirtildi.

KORUYUCU MEKANİZMALARIN GÜÇLENDİRİLMESİ İSTENDİ
Çocuk hakları ihlallerinin yalnızca münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekilen raporda; denetim eksiklikleri, risklerin önceden tespit edilememesi ve koruyucu mekanizmalara zamanında müdahale edilmemesi gibi yapısal sorunlar ele alındı. Raporda, çocuk işçiliğine karşı denetimlerin artırılması, okul ve sağlık kurumlarında güvenlik standartlarının güçlendirilmesi, sulama kanalları ve su havzalarında koruyucu önlemler alınması, bireysel silahlara erişimin önlenmesi ve çocuklara yönelik psikososyal destek hizmetlerinin geliştirilmesi önerildi.
VERİLERİN TÜM VAKALARI KAPSAMADIĞI VURGULANDI
Raporun metodolojik açıklamasında, çalışmanın ulusal ve yerel basın, kamu kurumlarının açıklamaları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının verileri taranarak hazırlandığı belirtildi. Verilerin yalnızca kamuoyuna yansıyan veya erişilebilir kaynaklarda tespit edilebilen vakaları kapsadığı, Türkiye'de aynı dönemde yaşanan tüm çocuk hakları ihlallerini temsil etmediği vurgulandı. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, raporla çocuk hakları ihlallerinin dönemsel eğilimlerini ve risk alanlarını görünür kılmayı, karar alıcılar ve ilgili kurumlar için veri kaynağı oluşturmayı ve çocukların haklarının korunmasına yönelik politika ve uygulamaların geliştirilmesine katkı sunmayı amaçladığını bildirdi.