Diyarbakir.Net | Diyarbakır | Diyarbakır için dikkat çeken açıklama: Su kaynaklarındaki tehlike büyüyor

Diyarbakır için dikkat çeken açıklama: Su kaynaklarındaki tehlike büyüyor

Diyarbakır'ın içme suyunun neredeyse tamamını karşılayan Dicle Barajı'nda yeni bir koruma dönemi başlıyor. DİSKİ Genel Müdürü Mehmet Şerifoğlu, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çekerek kentin su güvenliği için dört maddelik bir strateji çerçevesi çizdi.

Diyarbakır'ın içme suyunun neredeyse tamamını karşılayan Dicle Barajı'nda yeni bir koruma dönemi başlıyor. DİSKİ Genel Müdürü Mehmet Şerifoğlu, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çekerek kentin su güvenliği için dört maddelik bir strateji çerçevesi çizdi.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)
Diyarbakır için dikkat çeken açıklama: Su kaynaklarındaki tehlike büyüyor

Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğü, Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası Sürdürülebilir Su Yönetimi: Bilim, Politika ve Uygulama Konferansı'na katıldı. Konferansın Sürdürülebilir Su Yönetimi panelinde konuşan DİSKİ Genel Müdürü Mehmet Şerifoğlu, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskısının mevcut yönetim anlayışlarının yeni stratejilerle geliştirilmesini zorunlu kıldığını söyledi.

KURAKLIK BÜTÜN SEKTÖRLERİ SU ÜZERİNDEN ETKİLİYOR

Avrupa'da 2022 yazında yaşanan kuraklığı örnek gösteren Şerifoğlu, Ağustos 2022'nin Avrupa'da kayıtlara geçen en sıcak ağustos ayı olduğunu belirtti. Aynı dönemde Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık topraklarının yüzde 44'ünün kuraklık uyarısı kapsamına girdiğini aktardı.

Kuraklığın tarım, hayvancılık, balıkçılık, enerji üretimi ve nehir taşımacılığını aynı anda etkilediğine dikkat çeken Şerifoğlu, Ren ve Tuna nehirlerindeki su seviyesi düşüşlerinin ekonomik ve toplumsal sistemlerin suya bağımlılığını görünür kıldığını söyledi.

Benzer risklerin Dicle-Fırat Havzası açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şerifoğlu, yükselen sıcaklıkların yüksek kesimlerdeki kar örtüsünü azalttığını, nehirlerin akış düzenini değiştirdiğini ve havzaya ulaşan toplam su miktarını düşürdüğünü kaydetti. Havzadaki depolanmış su kaybının yaklaşık yüzde 61'inin iklim koşullarıyla, yüzde 39'unun yer altı suyu çekimi ve yüzey suyu kullanımı gibi insan faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu aktardı.

DİCLE BARAJI DÖRT AYRI KORUMA ALANIYLA GÜVENCE ALTINA ALINIYOR

Diyarbakır kent merkezinin içme suyu ihtiyacının yüzde 98'ini karşılayan Dicle Barajı'nın kentin en kritik su kaynağı olduğunu belirten Şerifoğlu, havzanın kaçak yapılaşma, evsel atıklar, kimyasal gübre kullanımı ve ticari faaliyetlerden kaynaklanan baskılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Dicle Barajı Havzası Koruma Planı kapsamında dört ayrı koruma alanı tanımlandığını aktaran Şerifoğlu, havzadaki faaliyetlerin su kaynağı üzerindeki etkilerini sınırlandıracak esasların hukuki zemine kavuşturulduğunu ifade etti. Diyarbakır'ın nüfus artışı ve aldığı göçün su talebi hesaplarına dahil edildiğini belirten Şerifoğlu, ikinci isale hattının kentin uzun vadeli su ihtiyacının karşılanmasındaki rolüne dikkat çekti.

Şerifoğlu, iklim değişikliğine uyumun birbirini tamamlayan uygulamalar gerektirdiğini belirterek, "Temel sorumluluğumuz su kaynaklarını şeffaf, katılımcı ve sürdürülebilir bir anlayışla yönetmektir. Stratejimizi kaynakları koruma, atık suyu yeniden kullanıma kazandırma, toplumsal bilinci geliştirme ve iklim değişikliğine uyum başlıkları üzerine kuruyoruz. Bu dört başlık, Diyarbakır'ın su güvenliği için ortak bir çerçeve oluşturuyor" dedi.

SU BİLİNCİ ÇOCUKLARDAN AİLELERE ULAŞIYOR

Koruma planlarının toplumsal katılımla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Şerifoğlu, Dicle Barajı çevresinde yaşayan bölge sakinlerine yönelik bilgilendirmeler yapıldığını söyledi.

İlkokullarda düzenlenen Su Elçileri eğitimleriyle yaklaşık 11 bin öğrenciye ulaşıldığını belirten Şerifoğlu, çocukların edindikleri bilgileri aileleriyle paylaşmasının su bilincini daha geniş bir alana taşıdığını ifade etti. Yasal düzenlemelerin toplumsal sahiplenmeyle kalıcı karşılık bulabileceğini kaydetti.

ARITILMIŞ SU YENİ BİR KAYNAK OLUŞTURABİLİR

Atık su arıtımının teknik ve mali açıdan su yönetiminin en güç alanlarından biri olduğunu belirten Şerifoğlu, arıtma sonrasında ortaya çıkan suyun ve çamurun nasıl değerlendirileceğinin de planlanması gerektiğini söyledi.

Arıtılmış suyun tarımsal sulama ve peyzaj alanlarında kullanılmasının yer altı ve yüzey suyu kaynaklarına yönelen talebi azaltabileceğini ifade eden Şerifoğlu, yeniden kullanımın iklim değişikliğine uyum açısından yeni imkanlar sunduğunu belirtti.

Şerifoğlu, atık suyun yeniden değerlendirilmesine ilişkin yaklaşımını şöyle açıkladı: "Arıtılmış suyu tarımsal sulamada ve peyzajda nasıl değerlendireceğimizi, arıtma çamurunu güvenli biçimde hangi alana yönlendireceğimizi planlamamız gerekiyor. Yeniden kullanım, temiz su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltabilecek somut bir araçtır."

AKILLI SİSTEMLER KAYIP SUYLA MÜCADELEYİ GÜÇLENDİRECEK

Üretilen suyun şebekede kaybedilmeden yönetilmesinin yeni kaynak oluşturmak kadar etkili olduğunu belirten Şerifoğlu, SCADA sistemlerinin izleme işlevinin karar destek altyapısıyla geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Yapay zeka destekli analizlerin basınç değişimlerini, olağan dışı tüketimleri ve olası arızaları erken aşamada belirleyebileceğini kaydeden Şerifoğlu, bu dönüşümün müdahale süresini kısaltacağını ve kayıp su riskini azaltacağını ifade etti. Su kaynaklarının korunması, yeniden kullanım, toplumsal katılım ve akıllı şebeke uygulamalarının Diyarbakır'ın iklim değişikliğine uyum kapasitesini güçlendireceğini belirtti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız