Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, Amed Edebiyat Evi’nde düzenlenen Velime Amed Gecesi etkinliğine katıldı. Bucak, kadın mücadelesinin tarihsel gelişimine dikkat çekerek kadınların ortak mücadele zeminlerini güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
VELİME AMED GECESİ’NİN BU HAFTAKİ KONUĞU SERRA BUCAK
Amed Edebiyat Evi’nde her hafta düzenlenen Velime Amed Gecesi, geçmiş dönemlerdeki kültürel buluşmaları yeniden canlandırmayı hedefliyor. Bu haftaki konuk Eşbaşkan Serra Bucak oldu. Etkinliğe DBB Meclisi üyeleri, edebiyatçılar ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Şair Lal Laleş, etkinliğin üçüncüsünü düzenlediklerini ve kadın konusunu gündeme aldıklarını söyledi.
‘KADIN MÜCADELESİ ÇOK KÖKLÜ BİR TOPLUMSAL MÜCADELEDİR’
Eşbaşkan Bucak, konuşmasında yerel yönetimlerin kadın politikalarından çok, kadın mücadelesinin tarihsel arka planına ve Kürt kadın hareketinin deneyimlerine değinmek istediğini belirtti. Kadın mücadelesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyleyen Bucak, bu mücadelenin toplumların bilinçlenme süreçleriyle birlikte daha görünür ve örgütlü bir zemine kavuştuğunu ifade etti. Kadınların tarih boyunca siyasi, ekonomik ve toplumsal haklar için mücadele ettiğini kaydeden Bucak, bugün de kadınların yaşam hakkı, eşit işe eşit ücret, görünmeyen emek ve şiddete karşı mücadele yürüttüğünü söyledi. Kadın hareketinin yalnızca yerel değil evrensel bir mücadele hattına dönüştüğünü belirtti.

‘FRANSIZ DEVRİMİ’NDEN GÜNÜMÜZE KADIN HAREKETLERİ’
Konuşmasında kadın hareketlerinin tarihsel gelişimini anlatan Bucak, 1791 Fransız Devrimi döneminden itibaren kadınların “hakların yalnızca erkeklere ait olmadığı” yönünde mücadele yürüttüğünü ifade etti. Kadınların seçme ve seçilme hakkı için verdikleri mücadelelerin feminist hareketlerin temelini oluşturduğunu belirten Bucak, süfrajet hareketinin kadın hakları tarihinde önemli bir kırılma yarattığını söyledi. Günümüzde kadınların topyekûn bir şiddet ve savaş ortamında yaşam mücadelesi verdiğini ifade eden Bucak, kadınlara yönelik şiddetin toplumlara karşı sürdürülen savaş politikalarından bağımsız ele alınamayacağını söyledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada her 10 dakikada bir kadının öldürüldüğünü hatırlatan Bucak, savaşlar, iç çatışmalar ve devlet politikalarının kadınların yaşamını doğrudan etkilediğini dile getirdi.
‘KADIN HAKKI İNSAN HAKKIDIR’
Kadın hareketlerinin uluslararası düzeyde uzun yıllardır mücadele yürüttüğünü belirten Bucak, 1995 Birleşmiş Milletler Pekin Konferansı’nın kadın hakları açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Konferansta ortaya çıkan “Kadın hakkı insan hakkıdır” yaklaşımının uluslararası kadın hareketlerini ortaklaştıran önemli bir zemin yarattığını ifade etti. Ancak bugün kadın hareketlerinin ciddi bir tıkanmışlıkla karşı karşıya olduğunu belirten Bucak, 2025 yılında Pekin Konferansı’nın 30’uncu yılı kapsamında yapılan değerlendirmelerde bu krizin açık biçimde görüldüğünü söyledi. Kadın haklarına yönelik saldırıların son yıllarda arttığını belirten Bucak, ulus devletlerin toplumsal cinsiyet eşitliğini kendi politik gündemlerinden çıkardığını ifade etti. Hindistan’daki toplu tecavüz vakaları ile Latin Amerika ve Afrika’daki kadın kırımlarına dikkat çeken Bucak, kadın dayanışmasının ve ortak mücadelenin büyütülmesinin önemini vurguladı.
‘HİLVAN’DA 3 KADIN TARİHSEL DENEYİM BIRAKTI’
Kürt kadınlarının tarihsel mücadele deneyimine de dikkat çeken Bucak, 1978 yılında Hilvan’da üç kadının belediye meclis üyeliğini kazandığını hatırlattı. “Bu yerel yönetimler iddiası, siyasette kadınların var olma iddiası o kadar köklü ki bence bizim buraya tutunmamız gerekiyor. Başta kadınlar olarak, sonra da demokratikleşme ve özgürleşme mücadelesine inanan herkes olarak” dedi. Durre Kaya, Saadet Yavuz ve Emine Hacıyusufoğlu’nun önemli bir tarihsel deneyim bıraktığını vurgulayan Bucak, 1999 yılında başlayan yerel yönetimler sürecinin de kadınların siyasetteki mücadelesini büyüttüğünü söyledi. Kadınların farklı alanlarda mücadeleyi sürdürdüğünü kaydeden Bucak, özgürlük, eşitlik, adalet ve barış mücadelesinin kadın-erkek ilişkilerindeki eşitlik anlayışıyla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi.