Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Serra Bucak ve Emin Ay, Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) ve Diyarbakır Kent Konseyi'nin ortaklaşa düzenlediği "Diyarbakır Yerel Hizmetleri İzleme Ağı" toplantısına katıldı. DTSO Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen ve sivil toplum aktörlerinin yerel politikalara katılımının tartışıldığı toplantıya, Eşbaşkanlar Serra Bucak ve Emin Ay'ın yanı sıra Kent Konseyi Eşbaşkanları Dilan Aydın ve Serdar Keskin, meclis üyeleri, milletvekilleri, ilçe belediye eşbaşkanları, akademisyenler, aktivistler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
PROJENİN AMACI VE KAPSAMI
Toplantının açılışında konuşan DİTAM Başkanı Mesut Azizoğlu, projenin amaçlarının, sivil toplumun Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin 2025-2029 dönemi stratejik planlama sürecine katılımının incelenmesi, DBB'nin 2025 yılı faaliyetlerinin analizi ve değerlendirilmesi ile DBB'nin 2027 yılına yönelik eylem planı ve performansa dayalı bütçe planının hazırlanması sürecine sivil toplumun etkin şekilde katılımının sağlanması olduğunu söyledi.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTLER VURGUSU
Kent Konseyi Eşbaşkanı Dilan Aydın ise katılımcı anlayışı var ettikleri için, tüm zorluklarına rağmen emek verdikleri için Büyükşehir Belediye Eşbaşkanlarına ve ilçe belediye eşbaşkanlarına teşekkür etti. Diyarbakır'ın ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kentler ve topluluklar programı içerisinde varlık bulmuş hâlini görebileceklerine inandıklarını belirten Aydın, Stockholm, Viyana, Kopenhag gibi örneklerin Avrupa'da önemli örnekler arasında yer aldığını belirterek temennilerinin önümüzdeki yıllarda Diyarbakır'ın da bu modeller arasında anılması olduğunu söyledi.

"STK'LARIN ÖNERİLERİNİ KIYMETLİ BULUYORUZ"
DİTAM'ın "Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 2027 Yılı Planlama Sürecine Yönelik Sivil Toplum Önerileri" raporunun sunulduğu toplantının açılışında konuşan Eşbaşkan Serra Bucak, Diyarbakır'ın geleceğinin nasıl şekillendirilebileceğini konuşmak için bir arada olduklarını söyledi. Yerel yönetimin yalnızca yol yapan, park açan veya asfalt yapan bir kurum olmadığını, kentin geleceğine ilişkin kararların ve kentin planlanmasına ilişkin kararların ortak alındığı bir alan olduğunu belirten Eşbaşkan Bucak, bu nedenle sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını, eleştirilerini ve önerilerini son derece kıymetli bulduklarını belirtti.
"SORUNLARIN KRONİKLEŞTİĞİ YERDE ÇÖZÜM ARAYIŞI"
Diyarbakır'ın kadim tarihiyle, kültürel çeşitliliğiyle, farkındalığıyla, toplumsal hafızasıyla ve güçlü dayanışma geleneğiyle ayakta kalmış güçlü bir kent olduğunun altını çizen Eşbaşkan Bucak, ancak kentin aynı zamanda pek çok kronikleşen sorununun da bulunduğunu belirtti. Eşbaşkan Bucak, "'Sorunların kronikleştiği bir yerde neden çözüm bulamıyoruz?' sorusuna hep birlikte yanıt aramalı, hep birlikte bu cevapların rasyonel çözümlerini üretmeliyiz. Elbette bu sorunların başında konut ve barınma sorunları, ulaşımda yaşanan güçlükler, plansız kentleşmenin yarattığı baskılar, iklim değişikliği, kırsal alanların ihtiyaçları ve kır-kent dengesine ilişkin sorunlar gelmektedir" dedi.
"GEÇMİŞ, BUGÜN VE GELECEĞİ BİRLİKTE TASARLAMALIYIZ"
"Bu sorunların hiçbirini birbirinden bağımsız ele alamayız" diyen Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: "Örneğin ulaşım sorunu yalnızca yeni yollar açmakla çözülmeyecek. Ulaşım sorunu otobüs filosunu büyütmekle çözülmeyecek. Kentin nasıl büyüdüğünü, insanların nerelerde ikamet ettiğini, nerede çalıştığını, ikamet ettikleri yerlerden çalıştıkları yerlere giderken yahut sosyal çalışmalarını ve toplumsal çalışmalarını yürütürken gittikleri yerleri görüp gözlemlemek ve birlikte değerlendirmek bizim sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde kentsel dönüşümü de sadece mevcut binaları yerinde yenilemek olarak değerlendiremeyiz. İnsanların mahalleleriyle kurduğu bağı, komşuluk ilişkilerini, geçmişlerini, bugünlerini ve geleceklerini hep birlikte tasarlamalıyız."
"KENTSEL DÖNÜŞÜM KONUSUNDA RANDEVU TALEBİMİZ VAR"
Diyarbakır'da yaşayan yurttaşların karşılaştığı her sorunun, kendilerinin de sorumluluk hissettiği ve çözüm üretmek için çaba gösterdiği bir konu olduğuna değinen Eşbaşkan Bucak, ancak kentlerin karşı karşıya olduğu sorunların tamamının çözümünün yalnızca yerel yönetimlerin yetki ve imkânları içerisinde bulunmadığına dikkat çekti: "Biz bunu da deneyimleyerek yaşıyoruz. Uzun yıllar, on yıllar boyunca bu deneyimi yaşadık. Yerel yönetimlerin teşhis ettiği, tespit ettiği, olmazsa olmaz dediği, çözüm önerisi sunduğu, çözüm önerisi budur dediği pek çok yerde ne yazık ki merkezi yönetimin, merkezi hükümetlerin ve ilgili kurumların, kentteki kurumların bu çözüm önerilerine, bu iş birliği tekliflerine ve bu uzlaşı tekliflerine yeteri kadar yanıt vermediğini hepimiz gördük. Tüm yerel yöneticiler, tüm sivil toplum örgütleri, meslek odaları ne yazık ki bu gerçekle karşı karşıya kaldı. Ama biz tabii ki dile getirmekten geri durmayacağız. Dile getirmekten yorulmayacağız. Bazı sorunların çözümünde merkezi yönetimle, ilgili kurumlarıyla, bakanlıklarıyla ve il kurumlarıyla ortaklaşmak zorundayız. Birlikte hareket etmek zorundayız. Şimdi burada bir kamu kurumu temsilcimiz olsaydı diyecekti ki: 'Ortaklaşıyoruz, bir araya geliyoruz.' Doğru. Bir araya geliyoruz, ortaklaşıyoruz, masaya yatırıyoruz, söylüyoruz ama dağılıyoruz. Onlar dağılınca vicdan azabı duymuyorlar, çok net ifade edeyim. Ama biz dağıldıktan sonra vicdan azabı duyuyoruz. Çünkü bu aynı zamanda bir rol dağılımını gerektiriyor. Bu rol dağılımında 'Biz buradayız.' diyoruz ama rol dağılımının karşı tarafında ne yazık ki noksan, eksik aktörler görüyoruz. Bu da gerçekten çalışmalarımızı çok zorluyor. Kentsel dönüşüm konusunda belediyemizin yetkilerinin artırılması konusunda genel sekreterlerimiz nezdinde girişimlerimiz var. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından defalarca milletvekillerimizin randevu talebi var. Kentsel dönüşümün sadece büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyesiyle yürüyemeyeceğini anlatmak için, plan, proje ve eylem planımızı anlatmak için ve 'Bizler nasıl yatay bir örgütlenme içerisindeyiz ve bu yatay örgütlenmeyle kimleri katılımcı yapıyoruz?' diyebilmek için, bunları onlara anlatabilmek için, üniversitelerle, akademilerle bir araya geldiğimizi ifade etmek ve önlerine çözüm haritası koyabilmek için randevu talep etmekteyiz."

"KAYNAKLARA ERİŞİMDE GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ"
Yerel yönetimlerin çözüm üretmek istediği konularda merkezi kurumların karar ve işlem süreçlerinin uzamasının ya da bu konuların gündemlerine dahi girmeyişinin ilerlemenin de önünü tıkadığını belirten Eşbaşkan Bucak, Diyarbakır'ın sorunlarını çözmek için yalnızca doğru projeleri geliştirmenin yeterli olmadığını, bu projeleri hayata geçirebilecek yetkiye, finansmana ve güçlü bir kurumlar arası iş birliğine de ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekti. Bu koşullara rağmen çözüm üretme iradelerini sürdürdüklerini, ilgili bütün kurumlarla görüşmelerini ve çalışmalarını devam ettirdiklerini ifade eden Eşbaşkan Bucak, "Özellikle ulaşım altyapısı, kentsel dönüşüm ve büyük ölçekli yatırımlar bizden çok ciddi oranda bütçe talep etmekte. Biz de elbette bu bütçeleri aramaktayız, arayışa girmekteyiz. Elbette merkezî hükümeti de bu noktada doğru bilgilendirmek ve doğru talepleri yöneltmekle yükümlüyüz. Ancak bu kaynaklara erişimde de güçlükler çektiğimizi bilmenizi istiyorum. Hem yetki sınırları hem finans sınırları bu ihtiyaçları önemli oranda hayata geçirmemizin önünde engeldir. Bu koşullara rağmen elbette başlarken de belirttik: Diyarbakır kadim kültürüyle, tarihiyle, mücadele anlayışıyla ve dayanışma anlayışıyla bütün bu projeleri devam ettirecek ve bu projeleri hayata geçirebilmek için, en azından öncelikli olanları hayata geçirebilmek için canla başla çalışacaktır" dedi.
"SİVİL TOPLUMA ÇAĞRI: BU SÜRECİN AKTİF PARÇASI OLUN"
Bir önceki toplantıda ortaya konulan önerilerin bir bölümünün belediye tarafından hâlihazırda yürütüldüğünü belirten Eşbaşkan Bucak, "Sizin önerileriniz bizim çalışmalarımızla örtüşmekte. Bir bölümü de yeni politika ve uygulamalar ile geliştirmemiz gereken hususlar olarak önümüzde durmakta. Örneğin afet yönetimi, örneğin afetlere dirençli, dayanıklı kentler, örneğin iklim kriziyle mücadele ve iklim krizinde Amed Büyükşehir olarak ve ilçe belediyeleri olarak yapacaklarımız, hayata geçireceklerimiz" dedi. Sivil toplum örgütlerine çağrıda bulunan Eşbaşkan Bucak, kentin geleceğinin yalnızca belediyenin sorumluluğuna bırakılmaması gerektiğini belirterek meslek odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kadınlar, gençler ve kentte yaşayan bütün yurttaşların bu sürecin aktif bir parçası olması gerektiğini söyledi.
"KATILIMCILIK YALNIZCA GÖRÜŞ ALMAK DEĞİLDİR"
Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: "Katılımcılık bizim için yalnızca görüş almak, ayrılmak değildir. Ben zannediyorum ki 2,5 yılda bunu çokça gösterebildik. Yalnızca katılıp görüş alıp çekilmedik. Bu görüşleri hep birlikte gerçekten katılımcı bir biçimde nasıl hayata geçirebiliriz? İşte bu noktada biraz daha desteğe ihtiyacımız var. Görüş almak bu kentte çok kıymetli, çok önemli ve çok olağan. Ama o görüşlerin arkasında durmak, sonuna kadar savunmak ve olası çatışmaları, engelleri, riskleri hep birlikte göğüsleyebilmek ve hep birlikte bunun parçası olmak ve hep birlikte ses çıkarmak çok önemli. 'Tam da bizim geliştirmek istediğimiz yerel yönetim anlayışı, demokratik katılımcı anlayış, buna tekabül etmektedir.' demek istiyorum."
ADİL, EŞİTLİKÇİ, EKOLOJİK BİR DİYARBAKIR HEDEFİ
Eşbaşkan Bucak, 2027 yılı planlama sürecini yalnızca bir bütçe hazırlığı olarak görmediklerini, bu süreci, kentin önceliklerini yeniden değerlendirecekleri, kaynakları daha adil ve daha etkili kullanacakları, daha erişilebilir kılacakları ve daha uzun vadeli hedeflerin açığa çıkabileceği, daha uzun vadeli yatırımların ve hedeflerin görünür olabileceği bir şekle kavuşturmak istediklerini belirtti. Eşbaşkan Bucak, özellikle erişimde zorluk yaşayan mahallelerin ihtiyaçlarını önceleyen, kırsal ve kentsel alanlar arasındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefleyen, kadınların, çocukların, gençlerin, yaşlıların, engelli yurttaşların kamusal hizmetlere eşit erişimini sağlayan bir kent anlayışıyla bu modeli güçlendirmek istediklerini söyledi. Hedeflerinin sadece büyüyen bir Diyarbakır değil, aynı zamanda adil, eşitlikçi, ekolojik bir paradigmaya, kadın özgürlükçü bir perspektife sahip bir Amed olduğunu söyleyen Eşbaşkan Bucak, Diyarbakır'ın geleceğini ortak akılla, ortak emekle ve ortak mücadeleyle hep birlikte daha katılımcı, katılımcılığın çeşitliliğini artıran, katılımcılığın detaylarını gören, o detayları yakalayan bir anlayışla yürütebileceklerine inandıklarını belirterek sözlerini noktaladı.
OTURUMLARLA DEVAM ETTİ
Açılış konuşmalarının ardından toplantı, "Yerel Yönetimler, Kürt Belediyeciliği, Çatışmalı Dönem Sonrası Barış İnşası ve Belediyelerin Rolü", "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Yolunda Diyarbakır: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 2027 Yılı Planlama Sürecine Yönelik Sivil Toplum Önerileri" ve "Katılımcı Bütçe Uygulamaları: Varto ve Bağlar Belediyeleri" başlıklı oturumlarla devam etti.