Diyarbakir.Net | Diyarbakır | Muğla YRP'ye Diyarbakır YRP'den tepki: Ayrıştırıcı dil sürece zarar verir

Muğla YRP'ye Diyarbakır YRP'den tepki: Ayrıştırıcı dil sürece zarar verir

Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Erdal Karakaş, Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık'ın DEM Parti'nin açıklama yaptığı alanın sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkanmasına ilişkin sözlerine tepki gösterdi. Karakaş, ayrıştırıcı dilin barış sürecine zarar vereceğini belirtti.

Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Erdal Karakaş, Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık'ın DEM Parti'nin açıklama yaptığı alanın sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkanmasına ilişkin sözlerine tepki gösterdi. Karakaş, ayrıştırıcı dilin barış sürecine zarar vereceğini belirtti.

KAYNAK: (HABER MERKEZİ)
Muğla YRP'ye Diyarbakır YRP'den tepki: Ayrıştırıcı dil sürece zarar verir

Yeniden Refah Partisi Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık'ın, DEM Parti'nin Muğla'da açıklama yaptığı alanın sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkanmasına ilişkin sözleri tartışma yarattı. Bu açıklamaya Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Koordinatörü Erdal Karakaş'tan tepki geldi. Karakaş, toplumsal barışın, karşılıklı saygının ve ortak yaşam iradesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yeniden Refah Partisi Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık'ın, DEM Parti'nin Muğla'da açıklama yaptığı alanın sirkeli suyla yıkandığını belirterek bölgenin 40 gün boyunca sirkeli su ve Arap sabunuyla temizleneceğini söylemesi siyasetin gündemine oturdu. Bu açıklamaya Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Koordinatörü Erdal Karakaş'tan tepki geldi.

Karakaş, konuya ilişkin değerlendirmesinde toplumsal barışın korunması ve siyasi söylemlerde birleştirici bir dil kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Türkiye'nin demokratikleşme, toplumsal barış ve huzur arayışının devam ettiği bu süreçte siyasi aktörlerin kullandığı dilin ve sergilediği tutumun her zamankinden daha fazla önem taşıdığını belirten Karakaş, toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getiren, ayrıştırıcı söylemleri öne çıkaran ve halklar arasındaki kardeşlik bağlarını zedeleyen yaklaşımların ülkenin ihtiyaç duyduğu barış ve huzur ortamına zarar verebileceğini ifade etti.

FARKLILIKLARIMIZ BİRLİKTE YAŞAMANIN ZENGİNLİĞİDİR

Toplumsal gerilimi artıran açıklamalar, ırkçı söylemler ve siyasi kutuplaşmayı derinleştiren yaklaşımlar yerine farklılıkları bir arada yaşamanın zenginliği olarak gören bir anlayışın benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Karakaş, karşılıklı saygının ve ortak yaşam iradesinin güçlendirilmesinin önemine işaret etti.

Siyasi görüşlerin, kimliklerin ve düşüncelerin farklı olabileceğini belirten Karakaş, bu farklılıkların birbirini ötekileştirmenin veya toplumsal fay hatlarını derinleştirmenin gerekçesi hâline getirilmemesi gerektiğini kaydetti. Siyaset kurumunun temel sorumluluğunun halklar arasında düşmanlık oluşturmak değil, toplumsal sorunlara demokratik yollarla çözüm üretmek ve ortak geleceği güvence altına almak olduğunu ifade etti.

BARIŞ YALNIZCA ÇATIŞMALARIN SONA ERMESİ DEĞİLDİR

Devam eden barış sürecinde kullanılan dilin, atılan adımlar kadar önemli olduğuna dikkat çeken Karakaş, toplumun bir kesimini hedef alan, kimlikler üzerinden ayrımcılığı besleyen ve ırkçı çağrışımlar taşıyan söylemlerden uzak durulması gerektiğini belirtti.

Karakaş, barışın yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak insanların birbirine güvenmesi, farklı kimliklerin eşit ve özgür biçimde yaşayabilmesi ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini ortak geleceğin bir parçası olarak görebilmesinin de barışın temel unsurları arasında bulunduğunu ifade etti.

SİYASİ AKTÖRLERE SORUMLULUK ÇAĞRISI

Bütün siyasi partilere, yöneticilere ve toplumsal aktörlere önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Karakaş, siyasi rekabetin toplumsal barışın önüne geçirilmemesi gerektiğini kaydetti. Kişisel ya da siyasi hesaplar uğruna halklar arasındaki kardeşlik duygusunun zedelenmemesi gerektiğini vurgulayan Karakaş, herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği, eleştirilerin demokratik bir çerçevede dile getirildiği ve farklılıkların karşılıklı saygıyla karşılandığı bir siyasi iklimin oluşturulmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.

BİRLEŞTİRİCİ DİL TOPLUMSAL HUZURU GÜÇLENDİRİR

Ortak bir dilin geliştirilmesinin ülkenin huzuru, toplumsal barışı ve refahı açısından hayati önem taşıdığını belirten Karakaş, kullanılan her sözün toplumda bir karşılığı olduğunu hatırlattı. Ayrıştırıcı bir dilin güvensizliği ve önyargıları büyütebileceğine işaret eden Karakaş, yapıcı, kapsayıcı ve birleştirici bir dilin ise birlikte yaşama iradesini güçlendireceğini ifade etti.

Karakaş, siyasi aktörlerin açıklamalarında toplumun hassasiyetlerini gözetmesi, ırkçı ve dışlayıcı söylemlerden uzak durması ve barışın toplumsallaşmasına katkı sunması gerektiğini kaydetti.

HERKESİN ONURUYLA YAŞAYABİLDİĞİ BİR ÜLKE ORTAK SORUMLULUĞUMUZDUR

Türkiye'nin geleceğinin birbirini suçlayan, ötekileştiren ve toplumsal gerilimleri körükleyen anlayışlarda değil; demokratik değerlerde, eşit yurttaşlıkta, karşılıklı saygıda ve hakların ortak yaşam iradesiyle korunmasında yattığını belirten Karakaş, kalıcı barışın toplumun bütün kesimlerinin kendisini eşit ve güvende hissetmesinden geçtiğini vurguladı.

Hiç kimsenin kimliği, inancı, dili veya siyasi düşüncesi nedeniyle hedef gösterilmemesi gerektiğini ifade eden Karakaş, farklılıkların kabul edildiği ve ortak sorunlara birlikte çözüm arandığı bir toplumsal anlayışın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Açıklamasında barış, kardeşlik, eşitlik ve ortak yaşam çağrısını yineleyen Karakaş, Türkiye'nin huzuru ve gelecek kuşakların barış içinde yaşayabilmesi için tüm kesimlerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirtti. Karakaş, ırkçı, ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerden uzak durulması, kardeşlik duygusunun korunması ve farklılıklara rağmen ortak yaşamın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız