Türkiye'nin yakından takip ettiği Narin Güran davasında yeni bir gelişme yaşandı. Küçük Narin'in kaybolmasının ve katledilmesinin üzerinden iki yıl geçerken, dava sürecindeki hukuki tartışmalar ve kamu vicdanındaki yaralar hâlâ tazeliğini koruyor. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, uzun süredir gündemde tuttuğu bu davada ortaya çıkan sorunların Meclis çatısı altında araştırılması için TBMM'ye önerge sundu. Peki önergede hangi iddialar yer alıyor, ceza farkı neden eleştiriliyor ve teknik deliller neden tartışma konusu oldu? İşte Çelenk'in Meclis araştırma talebinin perde arkası...
CEZA FARKI VİCDANLARI YARALADI
Önergede en dikkat çeken başlıklardan biri, sanıklara verilen cezalar arasındaki uçurum. Narin'in annesi Yüksel Güran, kardeşi Enes Güran ve amcası Salim Güran ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, cansız bedene fiziksel olarak temas eden ve dere yatağına taşıyan Nevzat Bahtiyar önce yalnızca 4 yıl 6 ay hapis aldı. Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada Bahtiyar'a 17 yıl ceza verilse de, Çelenk doğrudan delil bulunmayan aile üyeleriyle cesede teması kesinleşen kişi arasındaki bu farkın kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı. Önergede, adaletin eşit dağıtılmadığı eleştirisi öne çıkıyor.
TEKNİK DELİLLERDE TARTIŞMALI RAPORLAR
Önergenin en teknik ve çarpıcı bölümü ise mahkûmiyete esas alınan bilirkişi raporlarına ayrılmış. Ulusal Kriminal Büro adlı özel şirketin hazırladığı görüntü inceleme raporlarının düşük çözünürlüklü görüntüler üzerinden yapılan karartı tespitlerine dayandığı, olay yerinde herhangi bir saha doğrulaması yapılmadan yalnızca uzaktan analizle kesin kanaate varıldığı aktarıldı. Bağımsız uzman incelemelerinin ise bu görüntülerin insan hareketliliğini kesin biçimde doğrulayacak teknik yeterlilikten uzak olduğu belirtiliyor. Ayrıca daraltılmış baz analizleriyle kişilerin oda oda, metre metre konumlandırılmasının mevcut telekomünikasyon teknolojileriyle mümkün olmadığı, bu yöntemin kabul görmesi halinde gelecekte tüm yurttaşlar için ciddi hak ihlallerine yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
KARŞI OY YAZISI DAVAYI SARSTI
Önergede istinaf aşamasında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı tarafından kaleme alınan kapsamlı karşı oy yazısına da geniş yer verildi. Bu yazıda delillerin eksik incelendiği, teknik raporların kesin kanaat oluşturacak nitelikte olmadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiği ifade edilmişti. Çelenk, bu karşı oyun davanın ne denli tartışmalı olduğunu gösterdiğini ve Meclis araştırmasının gerekliliğini ortaya koyduğunu belirtti.
MÜŞTEKİ AVUKATININ TALEBİ REDDEDİLDİ
Önergede yer alan bir başka dikkat çekici ayrıntı ise davanın müşteki taraflarından Arif Güran'ın avukatı tarafından yapılan talebe ilişkin. Otopsi fotoğraf ve video kayıtlarının delil niteliği taşıdığı gerekçesiyle kendisine verilmesi talebi, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından maktulün lekelenmeme hakkı ve özel hayatın gizliliği gerekçe gösterilerek reddedildi. Çelenk, bu kararın delillere erişim hakkı açısından da tartışmaya açık olduğunu kaydetti.

ADALET ARAYIŞI SÜRÜYOR
Çelenk, önergesinin son bölümünde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi kapsamında hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine izin verilmeyeceğine dair açıklamalarını hatırlattı ve aynı adalet arayışının Narin Güran ailesi için de eksiksiz biçimde işletilmesi gerektiğini vurguladı. Davada ortaya çıkan hukuki, teknik ve toplumsal sorunların bütün yönleriyle araştırılması için bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulması talebini yineleyen Çelenk, bu dosyanın sadece bir ailenin değil, tüm Türkiye'nin adalet duygusunu temsil ettiğini sözlerine ekledi. Önergenin TBMM'de nasıl bir karşılık bulacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek.