Diyarbakır’da son bir ayda üç sağlık çalışanının yaşamını yitirmesi, sağlık sistemindeki ağır çalışma koşulları, mobbing ve tükenmişliği yeniden tartışmaya açtı. Tabipler Odası, yaşananların bireysel değil yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekti.
Sağlıkta art arda gelen kayıplar endişe yarattı
Diyarbakır’da son bir ay içerisinde üç sağlık çalışanının hayatını kaybetmesi, kentte ve sağlık camiasında derin bir sarsıntı yarattı. Farklı hastanelerde görev yapan hekim ve sağlık personelinin ardı ardına yaşamını yitirmesi, çalışma koşulları ve sağlık emekçilerinin ruhsal yükünü yeniden gündeme taşıdı.
Yaşanan kayıplar, sağlık sisteminde uzun süredir dile getirilen yapısal sorunların artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını ortaya koydu.
“Bu tablo bireysel değil, toplumsal bir sorun”
Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Veysi Ülgen, yaşananlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, olayların yalnızca bireysel ruhsal sorunlarla açıklanamayacağını vurguladı.
“Hekimler ve sağlık çalışanları çalıştıkları ortamlarda mutlu değil” diyen Ülgen, son dönemde yaşanan kayıpların sosyolojik ve toplumsal bir zemini olduğunu belirterek, ağır iş yükü ve baskı ortamına dikkat çekti.
Mobbing, şiddet ve iş güvenliği ihlalleri
Ülgen’e göre sağlık çalışanları yalnızca yoğun mesaiyle değil, aynı zamanda yaygın mobbing ve şiddetle de karşı karşıya. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının çoğu zaman ihlal edildiğini belirten Ülgen, sağlık durumları ağır ve riskli birimlerde çalışmaya uygun olmayan personelin dahi zorunlu görevlendirmelere maruz kaldığını ifade etti.
Bu durumun hem çalışanların ruhsal sağlığını hem de hasta güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı.
Psikolojik tükenmişlik ve ilaç kullanımı artıyor
Ağır çalışma temposunun sağlık emekçilerini ciddi bir tükenmişliğe sürüklediğini dile getiren Ülgen, psikiyatrik destek ve ilaç kullanımının sağlık camiasında giderek yaygınlaştığını söyledi.
“Bu tablo, çalışma koşullarının insan onuruna yakışmadığını gösteriyor” diyen Ülgen, sorunun kaynağının bireylerde değil sistemde aranması gerektiğini belirtti.
Plansız görevlendirmeler, boş kalan aciller
Hastanelerdeki personel planlamasına da dikkat çeken Ülgen, acil servislerde ciddi bir dengesizlik yaşandığını söyledi. Kadrolu hekimlerin farklı birimlere görevlendirilmesi nedeniyle acillerin geçici çözümlerle ayakta tutulmaya çalışıldığını belirten Ülgen, bu durumun hem çalışanları hem de hastaları mağdur ettiğini kaydetti.
Ekonomik baskı ve gelecek kaygısı
Artan hayat pahalılığı ve yetersiz gelirlerin sağlık çalışanlarını ekonomik açıdan da zorladığını ifade eden Ülgen, birçok hekimin ek iş yapmak zorunda kaldığını belirtti. Özellikle asistan hekimlerde yoğun bir gelecek kaygısı yaşandığını vurgulayan Ülgen, bu belirsizliğin psikolojik yükü daha da artırdığını söyledi.
“Yetkililerle sağlıklı bir iletişim kurulamıyor”
Tabipler Odası olarak çözüm üretmek istediklerini ancak yetkililerle yeterli iletişim kurulamadığını ifade eden Ülgen, İl Sağlık Müdürlüğü ve Bakanlık düzeyinde taleplerine karşılık alamadıklarını dile getirdi.