Suriye’nin Halep kentinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik saldırılar Diyarbakır’da protesto edildi. Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, Diyarbakır Barosu’nda yaptığı açıklamayla yaşananların yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu olmadığını, aynı zamanda ciddi ve sistematik insan hakları ihlallerini barındırdığını vurguladı.

Baro’da Ortak Açıklama

Platform bileşenlerinin katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada konuşan Platform Eşsözcüsü Yıldız Ok Orak, Suriye’de yıllardır süren iç savaşın büyük bir insani yıkım yarattığını hatırlattı. Orak, çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde Kürtlerin, IŞİD ve benzeri radikal yapılara karşı verilen mücadelede sivillerin korunmasında önemli bir rol oynadığını ifade etti.

“Kürt halkı yalnızca kendi varlığı için değil, Suriye’deki tüm halkların geleceğini tehdit eden yapılara karşı ortak bir savunma hattı oluşturdu” dedi.

HTŞ Yönetimine Açık Çağrı

Açıklamada HTŞ yönetimine de çağrıda bulunan Orak, yeni yönetimin temel sorumluluğunun çatışmaları derinleştirmek değil, çoğulcu ve katılımcı bir anlayışla kalıcı barışı sağlamak olduğunu dile getirdi. Halep’te Kürt mahallelerini hedef alan saldırıların bu sorumlulukla açıkça çeliştiğini belirten Orak, “Barışı tesis etmekle yükümlü bir siyasi yapının, toplumun belirli bir kesimini hedef alması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

“Bu Bir Güvenlik Meselesi Değil”

Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıların salt güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağını vurgulayan Orak, basına yansıyan görüntülerde hastanelerin hedef alındığını, yaşamını yitiren kişilerin naaşlarına insanlık dışı muamele yapıldığını hatırlattı. Bu durumun savaş hukukunun açık ihlali olduğuna dikkat çekildi.

Türkiye’ye Sorumluluk Vurgusu

Türkiye’nin HTŞ ile yürüttüğü askeri ve diplomatik ilişkiler nedeniyle özel bir sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Orak, Ankara’nın çatışmanın tarafı olmak yerine kolaylaştırıcı ve yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Kürtlerin meşru siyasal taleplerini dışlamayan bir yaklaşımın sahadaki gerilimi azaltabileceği belirtildi.

Uluslararası Topluma Çağrı

Platform, Birleşmiş Milletler ve ilgili insan hakları mekanizmalarına da çağrıda bulundu. Halep’te yaşananlara yalnızca insani yardım perspektifiyle yaklaşmanın yetersiz olduğu vurgulanırken, Kürtlerin siyasal statüsünü ve temsiliyetini dışlayan çözümlerin kalıcı barış üretmeyeceği ifade edildi.

“Kürt aktörlerin dönemsel çıkarlar doğrultusunda desteklenip ardından dışlanması çatışma döngüsünü derinleştiriyor” denildi.

Platformun Talepleri

Açıklamada; Halep’te Kürtlere yönelik askeri saldırıların derhal durdurulması, yeni Suriye’nin inşasında Kürt halkının kimlik, dil ve kültürel varlığı başta olmak üzere demokratik haklarının anayasal güvence altına alınması ve uluslararası toplumun sivillerin korunması için daha etkin rol üstlenmesi talep edildi.

Baro Başkanı Güleç’ten Barış Vurgusu

Açıklamanın ardından konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç, devam eden saldırılarda sivil Kürtlerin yaşamını yitirdiğini belirterek bunun açık bir insan hakları ihlali olduğunu söyledi. Sorunların savaşla değil hukuk ve demokrasiyle çözülmesi gerektiğini vurgulayan Güleç, “Rojava’daki Kürtler statüsüyle, diliyle, kimliğiyle yaşamak istiyor. Uluslararası güçler bunun önünü açmalı” dedi.

Kaynak: MA