Diyarbakır’da 13 yıldır yanıt bekleyen kayıp dosyasında kritik bir gelişme yaşandı. Bismil’deki Pamukçayı çevresinde 2014 yılında bulunan kemik parçalarının, ailesinin 2013’te kayıp ihbarında bulunduğu Dilek Kalkan’a ait olduğu tespit edildi.
Dilek Kalkan’ın annesinden alınan örnek ile kemiklerden elde edilen DNA profilinin yüzde 99,99 oranında uyumlu çıkmasının ardından dosya yeniden açıldı. HTS kayıtları ve adli incelemeler sonucunda belirlenen yedi şüpheliye yönelik operasyonda altı kişi gözaltına alındı.
Kemikler suyu çekilen dere yatağında bulundu
Tatlıçayır Mahallesi’ne bağlı Demirhan Mezrası sınırlarındaki Pamukçayı mevkiinde, 29 Temmuz 2014’te su seviyesinin düşmesinin ardından dere yatağında kafatası, kemik parçaları, kıyafet ve çeşitli eşyalar bulundu.
Vatandaşların ihbarı üzerine bölgede inceleme yapan ekipler, bulunan kalıntı ve eşyaları muhafaza altına aldı. Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili 2014/1567 numaralı dosya üzerinden soruşturma başlattı.
İstanbul Adli Tıp Kurumunda yapılan incelemede kemiklerin 17 ila 23 yaşlarındaki bir kadına ait olduğu belirlendi. Ancak kadının kimliği ile olayın şüphelileri tespit edilemeyince 13 Şubat 2015’te daimi arama kararı verildi.
144 kayıp kadının dosyası incelendi
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulmasının ardından dosya yeniden değerlendirmeye alındı.
Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çalışmalarda, kayboldukları tarihte 19 ila 23 yaşları arasında bulunan Diyarbakır ve çevre illerdeki 144 kadının dosyası incelendi. Kayıp kadınların aileleriyle görüşmeler gerçekleştirildi.
Araştırmalar sırasında Şağı ve Naif Kalkan’ın kızları Dilek Kalkan’ın Mayıs 2013’te kaybolduğu belirlendi. Ailenin tarif ettiği kıyafetlerle Pamukçayı’nda bulunan giysilerin benzerlik göstermesi üzerine DNA incelemesi yapıldı.
Kimliği DNA testiyle belirlendi
Adli incelemede kemiklerden elde edilen DNA profili ile Dilek Kalkan’ın annesi Şağı Kalkan’dan alınan örnek arasında yüzde 99,99 oranında uyum tespit edildi. Böylece 2014 yılından beri kimliği belirlenemeyen kişinin Dilek Kalkan olduğu ortaya çıktı.
Dilek Kalkan’ın kaybolmasının ardından 2013 yılında başlatılan ilk soruşturmada, şüpheliler hakkında yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle 22 Ekim 2014’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.
Kimlik tespitinin ardından söz konusu karar, Sulh Ceza Hâkimliğince 4 Haziran 2026’da kaldırıldı. Dilek Kalkan’ın kaybolmasına ilişkin dosya ile Pamukçayı’nda bulunan kemiklerle ilgili soruşturma birleştirildi.
Telefon kayıtları yeniden incelendi
Soruşturma kapsamında Dilek Kalkan’ın ailesi, sosyal çevresi ve kaybolmadan önceki yaşamına ilişkin yeni araştırmalar yapıldı. Kalkan’ın kullandığı değerlendirilen iki telefon hattına ait HTS kayıtları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan temin edildi.
Telefon kayıtlarının incelenmesi sonucunda Dilek Kalkan’ın bazı kişilerle yoğun iletişim kurduğu belirlendi. Bu kişilerin geçmişte yaşadıkları adresler, sosyal çevreleri ve bağlantılı oldukları kişiler araştırıldı.
HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, adli tıp raporları, hastane kayıtları, ilaç bilgileri, tanık anlatımları ve saha çalışmalarından elde edilen bulgular birlikte değerlendirildi.
Altı şüpheli gözaltında, bir kişi aranıyor
Toplanan bulgular üzerine Dilek Kalkan’ın ölümüyle bağlantılarının bulunabileceği değerlendirilen yedi şüpheli hakkında operasyon kararı alındı.
Bismil Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Diyarbakır Jandarma Suç Araştırma Timi tarafından 11 Eylül 2026’da düzenlenen operasyonda altı şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Adresinde bulunamayan bir şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor. Gözaltındaki kişilerin olayla bağlantılarının ve Dilek Kalkan’ın ölüm şeklinin belirlenmesine yönelik soruşturma devam ediyor.