Diyarbakır'ın Bağcılar bölgesinde bir sitede yalnız yaşayan Rojda Odabaşı, 22 Ağustos 2026 gecesi evinde televizyon izlerken kapısının çalınmasıyla başlayan saldırıyı ve sonrasında yaşadıklarını anlattı. Kapıyı açıp "Kim o?" demesine fırsat kalmadan silah sesleri duyduğunu belirten Odabaşı, can havliyle kapıyı kapatıp kaçmaya çalıştığını ancak pompalı tüfekten çıkan saçmaların bacaklarına isabet ettiğini söyledi. Saldırganın tahliye edilmesinin ardından güvenlik kaygılarını dile getiren Odabaşı, yetkililere koruyucu tedbir alınması çağrısı yaptı.
KAPININ ÇALMASIYLA BAŞLAYAN KÂBUS
Güneydoğu Ekspres'teki habere göre olay gecesini anlatan Odabaşı, kendi hâlinde, sosyal ilişkileri sınırlı biri olduğunu belirterek, silah sesleri üzerine can havliyle kapıyı kapatıp kaçmaya çalıştığını ifade etti. Saçmaların evin içinde duvarlara ve eşyalara çarptığını, bacaklarının kan revan içinde kaldığını söyleyen Odabaşı, salondan telefonunu alıp kendini banyoya kilitlediğini ve polisi ile ambulansı aradığını aktardı. Ardından bina görevlisini arayarak "Kim yaptı?" diye sorduğunda aldığı cevabın hayatı boyunca unutamayacağı kadar korkunç olduğunu belirten Odabaşı, "Alt komşun" yanıtıyla şoke olduğunu dile getirdi.
YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİĞİ KOMŞUSU
Saldırganın adını sonradan Mazlum Çelebi olarak öğrendiğini söyleyen Odabaşı, yüzünü bile görmediği, hayatında hiç iletişim kurmadığı bir insanın kendisine neden saldırdığını bilmediğini ifade etti. Failin saldırının ardından site bahçesindeki arabasını da tüfeğin kabzasıyla parçaladığını ve polisler geldiğinde teslim olduğunu aktardı.
TEDAVİ SONRASI ADALET KAYGISI
Hastanede tedavi edildikten sonra yaşadıklarının gerçek olduğuna inanmakta zorlandığını belirten Odabaşı, kendi evinde, kendini en güvende hissetmesi gereken yerde silahlı saldırıya uğradığını vurguladı. Bugün korkusuna bir de adalet kaygısının eklendiğini söyleyen Odabaşı, 23 Ekim günü, kendisine yönelik silahlı saldırı nedeniyle tutuklu bulunan Mazlum Çelebi'nin Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin tensip kararı doğrultusunda tahliye edildiğini öğrendiğini belirtti.
"BENİM CAN GÜVENLİĞİM NE OLACAK?"
Kendisini evinde pompalı tüfekle vuran, bacaklarından yaralayan ve arabasına zarar veren kişinin artık tutuklu olmadığını ifade eden Odabaşı, kendisinin hâlâ yaşadığı saldırının etkileriyle ve can güvenliğine ilişkin kaygılarla yaşadığını söyledi. Tahliye kararının korkusunu ortadan kaldırmadığı gibi geleceğe ilişkin endişelerini daha da artırdığını belirten Odabaşı, "Evimde, sokağımda ve gündelik hayatımda kendimi nasıl güvende hissedeceğim? Bir daha saldırıya uğramayacağımın güvencesini kim verecek?" diye sordu.
"CEZALANDIRMAK İÇİN ÖLMEM Mİ GEREKİYORDU?"
Cezalandırmak için ölmesi mi gerektiğini soran Odabaşı, hayatta kalmış olmasının yaşadığı saldırının ağırlığını azaltmadığını vurguladı. Bir kadının kendi evinde silahlı saldırıya uğraması karşısında güvenlik kaygılarının görmezden gelinmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Odabaşı, yargı kararlarının hukuki gerekçelerinin elbette değerlendirilmesi gerektiğini ancak bir şiddet mağduru olarak güvenliğinin sağlanmasını, sorularının yanıtlanmasını ve adalet talebinin ciddiyetle ele alınmasını istemenin en temel hakkı olduğunu söyledi.
YETKİLİ MAKAMLARA ÇAĞRI
Saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, hukuki sürecin titizlikle yürütülmesi ve can güvenliğinin korunması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Odabaşı, yetkili makamlara çağrıda bulundu. Can güvenliğinin sağlanması için gerekli koruyucu önlemlerin derhâl alınmasını, tahliye kararının hukuki gerekçelerinin açıklığa kavuşturulmasını ve itiraz yollarının etkili biçimde işletilmesini isteyen Odabaşı, kendisine yönelik silahlı saldırının bütün yönleriyle soruşturulması, sorumlulukların eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması için gereken adımların atılması çağrısında bulundu.
"HAYATTA OLDUĞUM İÇİN ÖNEMSİZ SAYILMASINI KABUL ETMİYORUM"
Şiddete uğrayan kadınların korunma ve adalete erişim haklarının güvence altına alınmasını isteyen Odabaşı, basın mensuplarına, kadın örgütlerine, insan hakları savunucularına ve kamuoyuna seslenerek olayın takipçisi olunmasını istedi. "Sesimi duyurun. Adalet arayışımda beni yalnız bırakmayın" diyen Odabaşı, talebinin ayrıcalık ya da intikam değil; yaşam hakkının korunması, can güvenliğinin sağlanması ve adaletin yerini bulması olduğunu vurguladı. "Kendi evimde vuruldum. Şimdi hem güvenliğimi hem de adaleti sağlamak için mücadele ediyorum. Hayatta olduğum için yaşadıklarımın önemsiz sayılmasını kabul etmiyorum. Susmayacağım. Adalet talebimden vazgeçmeyeceğim" ifadelerini kullandı.
EREN KESKİN'DEN TAHLİYEYE TEPKİ
İHD Merkez Yürütme Kurulu üyesi Eren Keskin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tahliye kararına tepki gösterdi. Keskin, "Rojda'yı hiç tanımadığı bir erkek öldürmek istedi. 2 ay tutuklu kaldı ve bugün Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildi. Rojda hâlâ iyileşmedi. Susmayacağız! Erkek egemen yargı kadına yönelik şiddeti 'aklamaya' çalışıyor!" ifadelerini kullandı.