Diyarbakir.Net | Diyarbakır | Eczanede reçetenin yarısı bulunamıyor: Diyarbakır’dan ilaç alarmı

Eczanede reçetenin yarısı bulunamıyor: Diyarbakır’dan ilaç alarmı

Diyarbakır Eczacı Odası, ilaç tedarikinde ciddi sıkıntı yaşandığını açıkladı. Kanser ve tansiyon ilaçları ile göz damlaları ve bazı jinekolojik ürünlere erişimde güçlük çekildiği bildirildi.

Diyarbakır Eczacı Odası, ilaç tedarikinde ciddi sıkıntı yaşandığını açıkladı. Kanser ve tansiyon ilaçları ile göz damlaları ve bazı jinekolojik ürünlere erişimde güçlük çekildiği bildirildi.

Eczanede reçetenin yarısı bulunamıyor: Diyarbakır’dan ilaç alarmı

Doktor dört ilaç yazıyor, hasta eczaneden yalnızca ikisini alabiliyor. Üç aylık tedavisi için reçete düzenlenen bir başka hastaya ise sadece bir ay yetecek kadar ilaç verilebiliyor. Diyarbakır’daki eczacıların anlattığı bu tablo, ilaç tedarik sorununun artık doğrudan tedavileri etkilediğini gösteriyor.

Sorun yalnızca birkaç eczanenin stokuyla sınırlı değil. Diyarbakır Eczacı Odası, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim nedeniyle ilaç ham maddelerinin taşıma maliyetlerinin yükseldiğini ve Türkiye genelindeki tedarik zincirinin olumsuz etkilendiğini açıkladı.

Eczacıların saha gözlemlerine göre özellikle bazı kanser ilaçları, göz damlaları, jinekolojik ürünler ve tansiyon ilaçları güçlükle temin ediliyor. İlaç fiyatlandırmasında kullanılan 29,1164 TL’lik avro kuru ile piyasa kuru arasındaki fark da sorunun diğer önemli nedeni olarak gösteriliyor.

HANGİ İLAÇLAR BULUNAMIYOR?

Diyarbakır Eczacı Odasının açıklamasına göre ilaç tedarik sorunu bütün ürünlerde aynı ölçüde yaşanmıyor. Temin güçlüğünün özellikle ithalata ve dışarıdan getirilen ham maddelere bağımlı ürünlerde yoğunlaştığı belirtiliyor.

Eczacıların en fazla sorun bildirdiği gruplar şöyle:

Bazı kanser ilaçları

Göz hastalıklarında kullanılan damlalar

Jinekolojik ilaçlar

Tansiyon ilaçları

Nadir ve özel hastalıklarda kullanılan ürünler

İthal ham maddeye bağımlı bazı ilaçlar

Bu ürünlerin bir bölümü ecza depolarında hiç bulunamazken bazıları eczanelere sınırlı sayıda gönderiliyor. Eczacılar, gelen az miktardaki ilacı hastalar arasında paylaştırmak zorunda kaldıklarını aktarıyor.

“DÖRT İLACIN SADECE İKİSİNİ VEREBİLİYORUZ”

Diyarbakır’da görev yapan eczacı Ferhat Çiğdem, sahadaki ilaç tedarik sorununu hastaların yaşadığı örneklerle anlattı.

Bir hastanın dört kalem ilaç yazılı reçeteyle eczaneye geldiğini belirten Çiğdem, “Bizde yalnızca ikisi var, diğerlerini temin edemiyoruz” dedi.

Sorunun özellikle uzun süreli tedavilerde daha görünür hâle geldiğini söyleyen Çiğdem, üç aylık ilaç kullanması gereken bazı hastalara yalnızca bir aylık ürün verebildiklerini aktardı.

İlacın devamı bulunamadığında tedavinin kesintiye uğradığını belirten Çiğdem, bu durumun hasta ve eczacı arasında ciddi mağduriyet oluşturduğunu ifade etti.

HÜRMÜZ GERİLİMİ İLAÇ SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLİYOR?

Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı Ahmet Turgay Yaşar, Türkiye’de kullanılan ilaçların ve üretimde ihtiyaç duyulan ham maddelerin önemli bir bölümünde dışa bağımlılık bulunduğuna dikkat çekti.

İlaç ham maddelerinin büyük ölçüde Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkelerden ithal edildiğini belirten Yaşar, Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik risklerinin deniz taşımacılığında maliyetleri artırdığını söyledi.

Yaşar, riskli güzergâhlardan geçmek istemeyen taşımacılık şirketlerinin rotalarını değiştirebildiğini; navlun, sigorta ve teslimat giderlerindeki yükselişin de tedarik zincirini olumsuz etkilediğini ifade etti.

Diyarbakır Eczacı Odası Başkanının açıklamaları Amida Haber tarafından yayımlandı.

Hürmüz Boğazı, Uzak Doğu’dan Türkiye’ye taşınan bütün ilaç ham maddelerinin doğrudan güzergâhı değil. Ancak bölgedeki savaş ve güvenlik riskleri; petrol fiyatları, deniz sigortası ve alternatif rota giderleri üzerinden küresel taşımacılık maliyetlerini artırabiliyor.

İLAÇ FİYATLANDIRMASINDA KULLANILAN AVRO KURU 29,11 TL

İlaç tedarik sorununun yalnızca Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimden kaynaklanmadığını belirten sektör temsilcileri, Türkiye’deki fiyatlandırma sistemine de dikkat çekiyor.

İthal ilaçların ve ham maddelerin maliyeti güncel döviz kuru üzerinden oluşurken ilaçların Türkiye’deki satış fiyatının hesaplanmasında farklı bir avro değeri kullanılıyor.

12 Mart 2026 tarihli düzenlemeyle ilaç fiyatlandırmasında kullanılan avro kuru iki aşamalı olarak artırıldı. Değer önce 26,8767 TL’ye, 1 Nisan’dan itibaren ise 29,1164 TL’ye çıkarıldı.

Kararın ayrıntıları Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair düzenlemede yer aldı. Yeni sistemde bir önceki yılın ortalama avro kuruna uygulanan oran yüzde 60’tan yüzde 65’e yükseltildi.

Ancak piyasa kuru ile ilaç fiyatlandırmasında kullanılan avro değeri arasındaki fark kapanmadı. Eczacılar, bu makasın özellikle ithal ve yenilikçi ilaçların Türkiye’ye yeterli miktarda getirilmesini zorlaştırdığını savunuyor.

İLAÇ ŞİRKETLERİ NEDEN TÜRKİYE’YE ÜRÜN GÖNDERMEK İSTEMİYOR?

İlaç şirketleri ham madde, üretim, ambalaj ve taşıma maliyetlerini güncel döviz kuru üzerinden karşılıyor. Türkiye’deki satış fiyatı ise daha düşük bir referans avro değeriyle belirleniyor.

Sektör temsilcilerine göre aradaki fark büyüdüğünde bazı firmalar ürünlerini piyasaya sınırlı miktarda veriyor, ithalat kararını erteliyor veya belirli ilaçları Türkiye pazarına sunmaktan vazgeçebiliyor.

İlaç fiyatlandırmasında kullanılan avro kuru, 1 Nisan 2026’dan itibaren 29,1164 TL olarak uygulanıyor. Düzenlemeyle tedarikin kesintisiz sürdürülmesi ve yerli üretimin desteklenmesi amaçlanmıştı. Kur değişikliğinin ayrıntıları Anadolu Ajansının haberinde de aktarıldı.

Eczacı örgütleri ise yapılan artışın piyasa koşulları karşısında yetersiz kaldığını ve ilaç tedarik sorununu kalıcı biçimde çözemediğini belirtiyor.

KANSER VE KRONİK HASTALAR İÇİN RİSK DAHA BÜYÜK

İlaç tedarik sorunu, düzenli ve kesintisiz tedavi görmesi gereken hastalar açısından daha büyük risk taşıyor.

Kanser, tansiyon, göz ve diğer kronik hastalıklarda kullanılan ilaçların dozu ile kullanım süresi hekim tarafından belirleniyor. İlacın bulunamaması nedeniyle tedaviye ara verilmesi, dozun azaltılması veya ürünün kontrolsüz biçimde değiştirilmesi hastanın sağlık durumunu olumsuz etkileyebilir.

Eczacılar, aynı etken maddeyi içeren eş değer ilaçlara da her zaman ulaşılamadığını söylüyor. Bazı özel ürünlerde ise hastanın kullanabileceği farklı bir seçenek bulunmayabiliyor.

Bu nedenle reçeteli ilacına ulaşamayan hastaların tedaviyi kendi kararıyla bırakmaması ve farklı bir ürüne geçmemesi gerekiyor.

İLACINI BULAMAYAN HASTA NE YAPMALI?

Reçeteli ilacını eczanede bulamayan hastaların öncelikle eczacılarıyla görüşmesi gerekiyor. Eczacı, ürünün başka ecza depolarında veya çevredeki eczanelerde bulunup bulunmadığını sorgulayabilir.

İlacın temin edilememesi durumunda şu adımlar izlenmeli:

Aynı etken maddeyi içeren eş değer ürünler eczacıya sorulmalı.

İlaç değişikliği gerekiyorsa reçeteyi düzenleyen hekime başvurulmalı.

Kullanım dozu doktor önerisi olmadan azaltılmamalı.

Tedaviye kendiliğinden ara verilmemeli.

Özellikle kanser ve kronik hastalık ilaçları kontrolsüz değiştirilmemeli.

Tedavinin devamına ilişkin kararın hasta tarafından değil, hekim ve eczacının değerlendirmesiyle verilmesi gerekiyor.

DİYARBAKIR ECZACI ODASINDAN YERLİ ÜRETİM ÇAĞRISI

Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı Ahmet Turgay Yaşar, küresel krizlerin Türkiye’deki hastaların ilaca erişimini kesintiye uğratmaması için yerli üretimin stratejik bir politika olarak ele alınmasını istedi.

Türkiye’nin ilaç üretebilecek bilimsel ve teknik kapasiteye sahip olduğunu belirten Yaşar, devlet teşviklerinin artırılması ve araştırma-geliştirme çalışmalarına daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.

Yaşar’a göre yalnızca bitmiş ilacın Türkiye’de ambalajlanması yeterli değil. Etken madde, yardımcı madde ve biyoteknolojik ürünlerin de ülkede üretilebilmesi gerekiyor.

Diyarbakır Eczacı Odası, ilaç tedarik sorununun eczanelerin ticari meselesi değil, doğrudan halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayarak fiyatlandırma, lojistik ve yerli üretim alanlarında kalıcı önlemler alınması çağrısında bulundu.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız