Toplumsal hafıza, zorla kaybetmeler, yas, kuşaklararası travma ve iyileşme süreçlerinin ele alındığı "Söz Almak: Toplumsal Hafıza, Tanıklık ve Travma" sempozyumu Diyarbakır'da başladı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Travma Çalışmaları Derneği tarafından düzenlenen sempozyum, Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Konferans Salonu'nda gerçekleştiriliyor.
Açılışa Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Serra Bucak ve Emin Ay, önceki dönem Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, meclis üyeleri, Genel Sekreter Yardımcıları Zerrin Türk ve Muhabbet Erdoğmuş, akademisyenler ve psikiyatri alanında uzman isimler katıldı.
"KAPANMAMIŞ YARALARI KONUŞACAĞIZ"
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Eşbaşkan Serra Bucak, toplumsal hafızayı Diyarbakır'ın tarihsel ve toplumsal deneyimleri üzerinden ele almanın önemine dikkat çekti. Diyarbakır'ın toplumsal hafızasının yalnızca kitaplarda ve arşivlerde değil; mahallelerde, sokaklarda ve insanların bedenlerinde, zihinlerinde ve duygularında yaşadığını belirten Bucak, zorunlu göç, kayıplar, yok sayılma, yas ve bekleyişin izlerinin hâlâ sürdüğünü söyledi. Bucak, "Bugün geçmişte kalmamış, kapanmamış yaraları konuşacağız" dedi.
İYİLEŞME KOLEKTİF BİR MESELE
Travmanın yalnızca bireysel bir ruhsal durum olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Eşbaşkan Bucak, zorla kaybetmelerin, yerinden edilmelerin, dil üzerindeki baskıların ve toplumsal politikaların etkilerinin aile ve toplum ilişkilerinde kuşaklar boyunca sürdüğünü ifade etti. Bu aktarımın kimi zaman sessizlik, kimi zaman kaygı, kimi zaman da beden ve zihinde kalan izler aracılığıyla devam ettiğini belirten Bucak, iyileşmenin bireysel değil kolektif ve toplumsal bir mesele olduğunun altını çizdi. Tanıklığın yalnızca yaşananları aktarmak değil, aynı zamanda bir deneyimin gerçekliğinin kabul edilmesini talep etmek anlamına geldiğini söyledi.

FARKLI DİSİPLİNLER BİR ARADA
Sempozyumun farklı disiplinleri ve toplumsal deneyimleri bir araya getirmesinin önemine değinen Bucak, akademik bilgiyle sahadan, mücadeleden ve gündelik yaşamdan gelen bilginin buluştuğunu kaydetti. Psikiyatri, psikoloji, sosyoloji, siyaset bilimi, sosyal hizmet ve hak savunuculuğunun yanı sıra basın alanının da bu tartışmanın bir parçası olduğunu belirtti.
POLİTİKA ÖNERİLERİ KAMUSAL POLİTİKALARA DÖNÜŞMELİ
Sempozyumdan çıkacak politika önerilerinin yalnızca akademik tartışmalarla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Bucak, bunların yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kent dinamiklerinin çalışmalarıyla kamusal politikalara dönüştürülmesinin önemine işaret etti. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak hafıza ve travma çalışmalarını yerel yönetim sorumluluğunun bir parçası olarak gördüklerini belirten Bucak, toplum temelli psikososyal destek merkezlerini çok dilli, gizliliği gözeten ve herhangi bir tanı ya da belge şartı aramadan başvurulabilecek alanlar olarak kurguladıklarını söyledi.
Kayıp yakınlarının belirsizlik ve tamamlanamayan yas deneyimlerini hakikat, adalet ve tanınma ihtiyacından ayrı değerlendirmediklerini belirten Bucak; 5 Haziran Anıt Meydanı, hafıza rotası, Sur'daki hafıza çalışmaları, Hafıza Merkezi iş birliği ve Amed Barış Buluşmaları'nın bu kapsamda yürütülen çalışmalar arasında yer aldığını aktardı.
"SÖZ HAKKI HER ZAMAN İNSANLARIN KENDİSİNDEDİR"
Hafıza çalışmalarında kişilerin iradesinin esas olduğunu vurgulayan Bucak, "Kimse anlatmaya yahut hatırlamaya zorlanmaz. Söz hakkı her zaman insanların kendisindedir. Yerel yönetimler olarak bu sürece destek olmak için burada olacağız" ifadelerini kullandı.
Travma Çalışmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nergis Özdemir Eke de sempozyumda birlikte düşünmek, birbirini duymak ve söz almak için bir araya geldiklerini belirtti. Eke, Türkiye'nin farklı kentlerinden gelen, bu hikâyelerle büyüyen, yaşananlara tanıklık eden ya da deneyimlerin doğrudan içinde bulunan kişilerin buluşmasının ve travmayı birlikte ele almasının önemine dikkat çekti.
İLK OTURUMDA DİL VE KUŞAKLARARASI TRAVMA
Sempozyumun ilk oturumunda, sosyolog Dr. Ronahi Önen'in moderatörlüğünde "Susturulanın Sesi: Dil, Kimlik ve Kuşaklararası Travma" başlığı ele alındı. Oturumda psikolog Siyabend Aslan ruhsal açıdan anadil, psikiyatrist ve yazar Azad Gönderci "Dil, Travma ve Kimlik", Dr. Jan İlhan Kızılhan ise "Susturulan Söz: Bedendeki İz" başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

GÜN BOYUNCA FARKLI OTURUMLAR
Program kapsamında gün boyunca "Kayıp ve Tanıklık: Zorla Kaybetmeler, Cezasızlık ve Yas", "Kadın Direnişi ve Hafızası" ile "Bedende Kalan: Hak İhlalleri, Bedensel Hafıza ve Onarımın Koşulları" başlıklı oturumlar düzenlenecek. Sempozyumun ilk gününün son oturumunda ise "Politika Önerileri" başlığı altında değerlendirmeler yapılacak. Oturumlarda ortaya çıkacak verilerin ve taleplerin, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yakın zamanda açılması planlanan psikososyal destek merkezi başta olmak üzere kent hafızası ve yerinden edilmiş yurttaşlara yönelik çalışmalara katkı sunması hedefleniyor.