Pasur neden terk edildi? İnsan doğduğu topraklarda neden yaşayamaz?

YAYINLAMA:

Ben yaklaşık 30 yıldır Bursa’da yaşıyorum. Uzun yıllar memleketime gidemedim. Yıllar geçti, hayat devam etti; bizler başka şehirlerde yaşam kurmaya, çalışmaya ve geleceğimizi inşa etmeye çalıştık. Son birkaç yıldır yeniden Kulp’a, yani Pasur’a gitme fırsatı buluyorum. Her gidişimde doğasına, köylerine, dağlarına ve güzelliğine yeniden hayran kalıyorum.

İnsan ister istemez kendine şu soruyu soruyor: Bunca güzelliğe sahip bir memleket, insanlarının göç etmek zorunda kaldığı bir yer hâline nasıl geldi?

Pasur’un doğası güzel, köyleri güzel, insanları ve kültürel zenginliği kıymetli. Ancak bir memleketin güzelliği, orada yaşayan insanların hayatlarını sürdürebilmesine tek başına yetmiyor. İnsan doğduğu topraklarda yaşamak, ailesine yakın olmak, emeğini kendi memleketinde değerlendirmek ister. Fakat geçimini sağlayamıyorsa, çocuklarının geleceği için yeterli imkân bulamıyorsa bir gün bavulunu toplamak zorunda kalabiliyor.

Kimi ekonomik nedenlerle, kimi geçmişte yaşanan çatışmalı süreçler ve köy boşaltmaları nedeniyle, kimi de eğitim ve iş olanakları için memleketinden ayrıldı. Her ailenin hikâyesi farklı olsa da sonuçta birçok insanın hayatı gurbette şekillendi.

Gurbette geçen 30 yıl

Bursa’da geçen yaklaşık 30 yıl bana başka bir hayatın kapılarını açtı. Çalıştık, mücadele ettik, hayatımızı kurduk. Ancak insan nerede yaşarsa yaşasın, doğduğu topraklarla arasındaki bağ kolay kolay kopmuyor.

Yıllarca gidemediğin bir memlekete yeniden döndüğünde yalnızca dağları, köyleri ve yolları görmüyorsun. Geçmişini, çocukluğunu, geride bıraktığın insanları ve yaşanmamış zamanları da düşünüyorsun.

Son birkaç yıldır Kulp’a yeniden gittiğimde gördüğüm güzellikler beni sevindiriyor. Ama aynı zamanda şu düşünceyi de beraberinde getiriyor: Bu kadar güzel topraklarda insanlar neden kendi geleceklerini kuramasın?

Neden gençler iş bulmak için İstanbul’a, Bursa’ya, İzmir’e ve başka şehirlere gitmek zorunda hissetsin? Neden aileler çocuklarından uzakta yaşasın? Neden bir insan, doğduğu yerde yaşamak yerine başka bir şehirde tutunabilmek için yıllarını harcasın?

Bunlar yalnızca benim sorularım değil. Gurbette yaşayan, memleketine özlem duyan ve bir gün geri dönmeyi hayal eden pek çok insanın da soruları.

Sorun memleketin güzelliğinde değil, yaşam koşullarında

Kulp’un doğası, köyleri ve üretim potansiyeli önemli bir zenginlik. Tarım, hayvancılık, arıcılık ve ipek böcekçiliği gibi alanlar geliştirilerek yerel ekonomiye katkı sağlanabilir. Doğal güzellikleri koruyarak turizm olanakları değerlendirilebilir. Gençlerin üretime katılabileceği, kadınların ekonomik yaşamda daha fazla yer alabileceği projeler hayata geçirilebilir.

Elbette bunlar kendiliğinden gerçekleşmez. Planlama, yatırım, istihdam ve sürdürülebilir destek gerekir. Yerel yönetimlerin, merkezi idarenin ve ilgili kurumların sorumluluk üstlenmesi gerekir.

Bir memleketi yaşanabilir kılmak, yalnızca yollar yapmakla ya da yeni projeler açıklamakla olmaz. İnsanların iş bulabilmesi, çocuklarının eğitim alabilmesi, sağlık hizmetlerine ulaşabilmesi ve yarınından kaygı duymadan yaşayabilmesi gerekir.

Çünkü insan memleketini sevmediği için değil, çoğu zaman orada geçinemediği için terk eder.

Pasur’a dönüş yalnızca özlemle mümkün değil

Gurbette yaşayan insanların bir kısmı memleketine dönmeyi düşünüyor. Ancak dönüş, yalnızca memleket sevgisiyle gerçekleşmiyor. İnsanların geçimlerini sağlayabilecekleri, çocuklarını okutabilecekleri ve güvenle yaşayabilecekleri koşulların da oluşması gerekiyor.

Ben bugün Kulp’a gittiğimde doğasının güzelliğini görüyorum. Köylerimizin değerini, toprağımızın zenginliğini ve burada kurulabilecek hayatları düşünüyorum. İnsanın aklına şu geliyor: Eğer yeterli iş imkânı ve ekonomik olanaklar olsaydı, kaç insan kendi memleketini terk etmek zorunda kalmazdı?

Bu sorunun cevabını yalnızca göç eden insanlarda aramak yanlış olur. Asıl mesele, insanları göçe iten koşulları anlamak ve değiştirmek için ne yapıldığını sorgulamaktır.

Pasur’un gençleri kendi topraklarında çalışabilmeli, üreticileri emeğinin karşılığını alabilmeli, köylerindeki insanlar yalnızca hayatta kalmaya değil, daha iyi bir yaşam kurmaya da odaklanabilmeli.

Memleketimiz güzel, peki neden gurbetteyiz?

Yaklaşık 30 yıldır Bursa’da yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim: İnsan başka bir şehirde hayat kurabilir, çalışabilir ve mutlu olabilir. Fakat memleketine döndüğünde doğduğu toprakların güzelliğini yeniden gördüğünde başka ihtimalleri de düşünmeden edemiyor.

Benim dileğim, Pasur’dan göç eden insanların bir gün yalnızca ziyaret etmek için değil, isterlerse yeniden yaşamak ve üretmek için de memleketlerine dönebilmeleri.

Çocuklarımızın memleketlerini yalnızca tatillerde tanıdığı, gençlerin geleceklerini başka şehirlerde aradığı bir tablo değişebilir. Bunun için önce göçün nedenlerini açıkça konuşmak, ardından kalıcı çözümler üretmek gerekiyor.

Pasur’un sorunu doğasının güzelliğini kaybetmesi değil; bu güzelliğin içinde insanlarına yeterli yaşam ve geçim imkânı sunulup sunulamadığıdır.

Bir memleketin gerçek zenginliği yalnızca dağları, ormanları ve köyleri değildir. O topraklarda yaşayan, üreten ve geleceğini orada kurabilen insanlarıdır.

Benim hayalim, Pasur’un çocuklarının başka şehirlerde hayat kurmak zorunda kalmadığı; isteyenin memleketinde kalabildiği, gidenin de bir gün gönül rahatlığıyla geri dönebildiği bir gelecek.

Çünkü insanın memleketi yalnızca doğduğu yer değildir. Aynı zamanda yaşayabilmek, üretebilmek ve geleceğini kurabilmek istediği yerdir

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız