Diyarbakır Büyüyor, Peki Şehir Nefes Alabiliyor mu?
yazar
Kent, Yerel Yönetimler ve Toplum Yazarı
Tüm Yazıları

Diyarbakır Büyüyor, Peki Şehir Nefes Alabiliyor mu?

YAYINLAMA:

Diyarbakır son yıllarda yalnızca nüfus olarak değil, yaşam alanları, yeni konut bölgeleri, ticaret merkezleri ve ulaşım hareketliliği açısından da hızla büyüyor. Şehrin sınırları genişliyor, yeni mahalleler oluşuyor, eski mahallelerin ihtiyaçları ise giderek değişiyor.

Ancak büyüyen her şehir gelişiyor demek değildir.

Asıl mesele, büyümeyi yönetebilmektir.

Bugün Diyarbakır’da yaşayan birçok insanın günlük hayatında aynı sorunlarla karşılaşıyoruz: Trafikte geçirilen süre artıyor, bazı bölgelerde otopark sorunu büyüyor, kaldırımlar zaman zaman yayaların değil araçların kullanım alanına dönüşüyor ve şehir merkezindeki yoğunluk giderek daha fazla hissediliyor.

Bir şehrin kalitesini yalnızca yapılan yolların, binaların veya alışveriş merkezlerinin sayısı belirlemez. İnsanların o şehirde ne kadar rahat hareket edebildiği, çocukların ne kadar güvenli alanlarda oynayabildiği, yaşlıların sokakta ne kadar kolay yürüyebildiği ve vatandaşın günlük işlerini ne kadar kısa sürede halledebildiği de şehir yaşamının en önemli göstergeleridir.

Yeni yollar tek başına çözüm değil

Trafik sorunu ortaya çıktığında ilk akla gelen çözüm genellikle yeni yollar açmak veya mevcut yolları genişletmek oluyor.

Elbette yol altyapısı önemlidir.

Fakat modern şehirlerin deneyimi bize başka bir şeyi de gösteriyor: Şehir merkezine sürekli daha fazla araç sokan bir sistem oluşturursanız, ne kadar yol yaparsanız yapın bir süre sonra aynı yoğunlukla yeniden karşılaşırsınız.

Bu nedenle Diyarbakır’ın geleceğini konuşurken yalnızca otomobilleri değil, insanları merkeze alan bir ulaşım anlayışına ihtiyacımız var.

Toplu taşımanın konforu artırılmalı, aktarma sistemleri kolaylaştırılmalı, yaya ulaşımı güçlendirilmeli ve mümkün olan bölgelerde bisiklet kullanımı gerçek bir ulaşım alternatifi haline getirilmelidir.

Bir vatandaş evinden çıktığında özel aracına mecbur kalmadan şehrin farklı noktalarına rahatça ulaşabiliyorsa, o şehir doğru yönde ilerliyor demektir.

Mahalle yalnızca binalardan oluşmaz

Diyarbakır’ın yeni gelişen bölgelerinde modern yapılar yükseliyor. Ancak şehir planlamasında yalnızca konut üretmek yeterli değildir.

Bir mahallede konut kadar park, okul, sağlık merkezi, sosyal alan, spor alanı ve ulaşım bağlantısı da önemlidir.

Çünkü insanlar yalnızca evlerde yaşamaz.

Mahallelerde yaşar.

Çocuğun oynayabileceği bir park, gencin vakit geçirebileceği bir sosyal alan, yaşlıların oturabileceği bir meydan veya ailelerin yürüyebileceği güvenli bir güzergâh yoksa orada sadece binalar vardır; şehir hayatı henüz oluşmamıştır.

Diyarbakır’ın bundan sonraki büyümesinde en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan biri de budur.

Yeni yerleşim alanları bugünün ihtiyaçlarına göre değil, önümüzdeki 20-30 yıl düşünülerek planlanmalıdır.

Eski Diyarbakır’ı da unutmamalıyız

Şehir büyürken başka bir tehlike daha ortaya çıkıyor: Yeni bölgeler konuşulurken eski mahallelerin geri planda kalması.

Oysa Diyarbakır’ın kimliğini oluşturan yalnızca yeni bulvarlar değildir.

Surları, sokakları, mahalle kültürü, tarihi yapıları, çarşıları ve insan ilişkileriyle geçmişten bugüne taşınan çok güçlü bir şehir hafızasına sahibiz.

Modernleşme ile şehir hafızası birbirinin rakibi değildir.

Doğru planlama yapılırsa Diyarbakır hem modern bir şehir olabilir hem de binlerce yıllık karakterini koruyabilir.

Hatta bence Diyarbakır’ı diğer şehirlerden ayıracak en büyük güç tam olarak burada yatıyor.

Her şehir yeni binalar yapabilir.

Ama her şehir Diyarbakır’ın sahip olduğu tarihi, kültürü ve hafızayı oluşturamaz.

Şehrin geleceğini birlikte konuşmalıyız

Belediyeler şehirlerin geleceğinde elbette çok önemli bir role sahip.

Ancak şehir yalnızca belediyelerin değildir.

Esnafın, öğrencinin, öğretmenin, şoförün, mimarın, mühendisin, gazetecinin ve en önemlisi burada yaşayan milyonlarca insanın ortak yaşam alanıdır.

Bu nedenle şehirle ilgili büyük kararların daha fazla tartışıldığı, vatandaşın görüşünün daha fazla alındığı ve ortak aklın güçlendirildiği bir Diyarbakır’a ihtiyacımız var.

Çünkü bazen bir mahallede yaşayan vatandaşın her gün karşılaştığı küçük bir problem, masa başında hazırlanan büyük bir planda görünmeyebilir.

Şehir yönetiminin en güçlü kaynağı, o şehirde yaşayan insanların deneyimidir.

Diyarbakır büyümeye devam edecek.

Bundan kaçamayız ve zaten kaçmamalıyız.

Fakat önümüzde asıl önemli bir tercih var:

Sadece daha büyük bir Diyarbakır mı istiyoruz, yoksa daha yaşanabilir bir Diyarbakır mı?

Benim cevabım belli.

Büyüyen ama insanı unutmayan, tarihini koruyan ama geleceğe de hazırlanan, araçların değil insanların rahat ettiği bir şehir.

Diyarbakır’ın buna fazlasıyla potansiyeli var.

Rojhat Demir
Kent, Yerel Yönetimler ve Toplum Yazarı

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız